İç savaştan önceki son çıkışta mıyız?

18.12.2016 (http://www.diken.com.tr/ic-savastan-onceki-son-cikista-miyiz/)

Dün gecenin köründe, Kayseri’deki bombalı saldırıya ‘cevap’ olarak HDP binalarına saldırıları görünce Facebook ve Twitter’da şu görüşümü paylaştım: “Şu anda memlekete, barışa sahip çıkmanın, iç savaşı önlemenin tek yolu HDP’ye sahip çıkmaktır. Kürt olmayanların sahip çıkması tabii. CHP’nin mesela! AKP’nin! Ama ahaliyi bu kadar kışkırttıktan sonra nasıl?”

Tanımadığım Hopalı bir Facebook arkadaşımdan derhal şu cevap geldi:

“Mustafa bey HDP’ye bütün siyasi partiler sahip çıktı. Bütün Türkiye vatandaşları sahip çıktı. Ama onlar bize sahip çıkmadı. Kapağı meclise attıktan sonra biz sırtıımızı halka değil halkı katleden PKK’ya dayadık dediler. Denen misi denemek aptallıktır.”

Bir ülkenin bakanları bir saldırı sonrasında çıkıp intikam çığlıkları atarsa ikinci saldırı sonrasında görevli vatandaşlar taarruza geçer, lince sıvanır, ‘cevap’ olarak her zamanki gibi HDP binalarına saldırır. Bu noktaya nasıl geldiğimizi unutmayalım ama: Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerinden bir buçuk ay sonra savaş ilan etmişti. PKK de hendeklerini hazırladığı bu savaşa balıklama atlayıp Kürt siyasi hareketine büyük zarar verdi.

Kürt seçmen, 7 Haziran seçimleriyle ve öncesindeki çatışmasızlık ortamında yaratılan dinamizmle silahsız mücadelenin gücünü görmüştü. ‘Hendek’ bu dinamizme, bu seçmene kurulan bir tuzaktı bir yandan da. Aynı gücü HDP de görmüştü tabii. Tuzak ona da kurulmuştu.

HDP, kanlı olacağı belli ‘hendek’ savaşını ilk başta gür bir sesle kınamamakla eleştirilebilir. AKP devletinin vahşi, acımasız saldırılarıyla yerle bir edilen Kürt şehirleri karşısında bocaladı belki, ama giderek daha net ifadelerle ve gür sesle şiddetle arasına mesafe koydu. Gelgelelim, bu ses çıkmamış gibi davranıldı ve duyulması da istenmedi.

Çünkü Kürt seçmen ve HDP silahsız mücadelenin kendilerini güçlendirdiğini idrak ettikçe Erdoğan da kendini güçsüzleştirdiğini anladı. Bildiğimiz gibi milliyetçiliği azdırıp durdu…

İşte bu şartlarda ‘hendek’ muhtemelen büyük Kürt kitlesini de, HDP’yi de dönüştürdü, bence daha da dönüştürecek. Geçen hafta Beşiktaş saldırısı sonrasında Doğan TV Ankara Temsilcisi Hande Fırat adlı ‘gazvericinin’ ekrandan HDP’ye karşı yaptığı çığırtkanlık, bu partinin şiddetle arasına koyduğu mesafenin görülmek istenmediğinin son örneklerinden biriydi; sonuncu olmayacağından emin olabiliriz. HDP o saldırıyı hapse tıkılan eş genel başkanı Selahattin Demirtaş da dahil olmak üzere birkaç ağızdan net biçimde kınadı. Kayseri saldırısı sonrasında da aynı netlikte bir açıklama yayınladı.

HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının sebebi, Erdoğan’ın avazı çıktığı kadar bağırarak söylediği gibi “teröre destek” vermeleri değil, tam tersine şiddet eylemlerine karşı giderek daha net tavır almalarıdır. Bağımsız ve güçlü bir siyasi Kürt hareketini kimse istemiyor ama memleketin buna ihtiyacı var. HDP’nin de buraya evrilmekten başka yolu yok. Öbür yollar yok oluş. Bu yüzden Erdoğan, onun adamları ve bilumum Kürt düşmanı, HDP ile PKK’yi, TAK’ı özdeş göstermek için her şeyi yapıyor.

Gelelim Facebook arkadaşım Saniye Hanım’ın beni aptallıkla suçlamasına; onun gibi düşünenlerin sayısının yüzde 80’ler, hatta 85’ler mertebesinde olduğunu tahmin ediyorum.

HDP’ye sahip çıkılması gerektiğini söylememin çok acil bir sebebi var: Aksi takdirde bir iç savaştan dönmek için son çıkışı da büyük ihtimal kaçırmış olacağız. Çünkü HDP’ye saldırılar, 7 Haziran seçimlerinden sonra gördüğümüz gibi ‘milli ve yerli’ duyguların doğal akışı olarak Kürt ‘vatandaşlar’a yönelecek. Kürtlerin de karşı saldırıya geçmesi gerekmiyor, kendilerini koruma çabasına girmeleri bir kıvılcıma değil, yıllardır yurt sathında milyonlarca beyine yerleştirilen mayınların patlamasına yol açar. Alevi daha da azdıracak şey, hemen deveye girebilecek Alevilere saldırılardır ve…

Devlet denen mekanizma pervasızca ve arsızca bir parti cihazı haline getirilmeseydi her şeye rağmen durum daha iyi olabilirdi. Ve aynı partinin başka bir cihazı olan medya, dün gece bir tweet’te söylendiği gibi, 6-7 Eylül arifesindeki basının tavrını tekrarlamaktan uzak olsaydı biraz daha ümit var olabilirdi.

Hem içeride hem dışarıda şartların en kötü olduğu durumdayız. Ve Saniye Hanım gibiler “Denenmişi denemek aptallıktır” deyip siyasetin bırakılmasını, HDP’nin kapatılmasını öneriyorlar. Altı milyon seçmenin kandırıldıkları için bu partiye oy verdiğini düşünüyorlar. “Reelde Kürt sorunu yoktur” diyorlar. Sanki bu memlekette Kürt sorununu çözmek için inkar ve silahtan çok bir şey kullanılmış gibi. Benim dediğim aptallık oluyor, ama en çok denenmiş ve çözemediği aşikar olan silahı tekrar tekrar denemek hiç aptallık olmuyor.

Sonra şu da var: Eli silahlı olanı istemiyorsunuz, milyonlarca oyla seçilmişleri yani memleketin üçüncü büyük partisini istemiyorsunuz, yine seçilmiş belediye başkanlarını istemiyorsunuz, yazı yazanları yani eli kalem tutanları da istemiyorsunuz, söz söyleyeni de istemiyorsunuz… Peki ne yapacağız? Ancak Türklerin istediği gibi bir Kürt partisi olursa mı razı olacaksınız?

Şu anda hükümetin yapması gereken ilk şey, tabii Recep Bey’den izin alabilirlerse, HDP milletvekillerini salıvermek, belediye başkanlarını da… Ve sonra da onlara musallat olmamak ki siyaset yapabilsinler. Şiddetin önüne geçmenin ilk ve en önemli şartı bu.

Ama hükümet, yani Cumhurbaşkanı Recep Bey, muhtemelen bu krizi de daha büyük başka bir kriz yaratarak veya mevcudu büyüterek aşacaktır! Bir kez daha şuna benzer bir şey diyecektir: “Gün farklılıklar üzerinden kısır çekişmelerle [hangilerinden bahsediyor acaba?] enerjimizi heba etme, kavga etme değil,‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devleti’ ilkeleri çerçevesinde bir olma, beraber olma, kardeş olma, hep birlikte Türkiye olma günüdür. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da “terör” sorununu çözecek şu sihirli formülü bu sefer biraz daha inandırıcı bir tonlamayla söyleyecektir: “Şundan bütün milletin emin olması lazım. Terör konusunda millet olarak dik ve onurlu durursak, terörü hep birlikte lanetler ve dik durursak bu olayı aşarız.”

Yani?

Reklamlar
Bu yazı Kürt meselesi içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s