Çok bunaldık be İsmail

25.01.2017 (http://www.diken.com.tr/cok-bunaldik-ismail/)

İsmail Kılıçarslan merhaba, Yeni Şafak’taki “Çok bunaldık be reis” yazın beni hem dediklerinle hem demediklerinle etkiledi; bu yüzden sana yazmak istedim. Yazdıkların hem ‘sizin’ hem ‘bizim’ cenahtakileri hem de tüm toplumu ve orta yerde duran ama bir türlü layıkıyla tartışılamayan temel birkaç meseleyi yakından ilgilendirdiği için bu mektubu herkesin okuyabileceği bir şekilde ‘göndermeyi’ yarayışlı buldum.

Böyle yapmakla, ayrıca, insanın kendine karşı samimi ve cesur olarak bir tartışma yürütülebileceğini de göstermiş oluruz belki. Yani, gerçek bir diyalog kurulabileceğini. Anlaşamasak bile mantık silsilesi içinde kalarak, zihni kaytarmacılık yapmayarak…

Belki en önemlisi de bu zaten.

Yazında ‘sizin’ cenahtaki, daha da belirgin ifade etmek gerekirse, o cenahın mürekkep yalatan kesimindeki kimi münasebetsizlikleri, biçimsizlikleri, haksızlıkları, gadredenleri eleştiriyorsun. Doğru söylediğine ve samimiyetine inanıyorum; zaten senden iyi bilecek halim yok.

Niçin bunaldığınızı gayet güzel kağıda dökmüşsün.

Seni etkileyebilecek kadar iyi ifade edebileceğimden emin olmamakla birlikte, yazınla ilgili iki temel eleştirimi dikkatine getirmeyi deneyeceğim.

Birincisi şu: Şikayetlerinin tamamında birilerinin ‘reis’in yanında durarak, ondan talimat aldıklarını söyleyerek, ondan güç alarak, onu kötüye kullanarak, onunla ilişkisini istismar ederek çeşitli düzeylerde fenalıklar sergilediklerini söylüyorsun.

Bu insanlar, “Gavura saldırır gibi” üzerinize saldırıyorlar. “Alayınız hainsiniz, bir tek biz en hakiki öz reisçiyiz”diyerek “Terör estiriyorlar” ve siz de haklı olarak bunalıyorsunuz. Ve bu insanlar ‘reis’i menfaat için, kariyer için seviyor veya sever görünüyor; halbuki siz onu en temiz duygularla seviyorsunuz. “Biz seni gerçekten hesapsız-kitapsız sevdik be reis” diyorsun.

İnsanlar siyasi liderlere de aşık olabilir tabii, ama burada bir aşk ilişkisinden değil de siyasi-sosyal bir meseleden bahsettiğine göre, şu çizdiğin manzara haddinden fazla sorunlu değil mi? ‘Reisçilik’ bir siyaset etme biçimi olarak, bir siyasi ilişkiler ağı olarak kabul edilebilir, makbul, olması gereken bir şey mi sence? Reise yalakalığın ‘işe yaradığı’ bir düzenden bahsediyorsun nihayetinde…

Bizatihi reisçiliğin sorunlu olduğunu ıskalayınca, aslında, kendi şikayet ettiğin şeyi beslemiş, yeniden üretmiş oluyorsun. Böyle bir iktidar mekanizmasında o şikayet ettiğin hırbolar her zaman avantajlıdır; bunu sen de biliyorsundur.

Şunu da çok iyi biliyorsundur: Bu ülkede hemen her alanda alçaklar yükseklerdedir.

Reisçilikte bir sorun görmeyince seni o şikayet ettiğin güruhtan ayıran şey, ‘reis’e beslediğin sevginin temiz, samimi olması. Ama samimiyet testlerine başvurarak siyaset yapılamaz. Samimiyet testleri demokratik mekanizmaların bir parçası olamaz.

Şimdi referandumda önümüze konulacak olan anayasa da bu reisçiliği daha da azdıracak işte, ama neyse, bu anayasa ucubesini tartışmak değil buradaki derdim.

Fakat senin reisçilikle bir derdin olmadığı gibi, kadim bir taktikle ‘reis’i de bütün hatalardan, yanlışlardan, fenalıklardan ayrı tutmak istediğin anlaşılıyor. Mesela fena işler yapanların “Emri doğrudan bir numaradan alıyorlarmış” dediklerini işin aslının öyle olmadığını söylüyorsun ve bunu birkaç olay için söylüyorsun. Yani yapılan yanlışların hiçbirinde ‘reis’in sorumluluğu yok, etrafındaki adamların halt etmeleri…

Osmanlı’da resmi tarih yazıcıları da padişahları hataya bulaşmamış göstermek için aynı yöntemi kullanırdı.

Şimdi şu soruyu sormamız gerek: ‘Reis’i hesapsız kitapsız sevenler ile menfaatleri uyarınca sevenlerden mi ibaret tüm toplum, ve bunların çekişmesinden mi ibaret bütün mesele?

Mesela benim gibi her tür reisçilikten nefret eden, reisçiliği toplum için son derece zararlı bulan ve ‘reis’i de sevmek şöyle dursun, asla benzenilmemesi gereken biri olarak görenler ne olacak? Onların varlığı yokmuş gibi yazmışsın. Evet, çerçevesi belli bir yazı seninki, ama meseleyi sadece sizin fotoğraflarınızın sığdığı bir kadraja hapsettiğin anlaşılıyor işte.

Demem o ki, ‘reis’i sevmeyenler ve ‘reis’in sevmedikleri rahat yüzü görmeyecek demektir hiç. Öyle ya, senin gibi hesapsız sevenlere bile ‘terör estiriliyor’sa, vay bizim halimize.

Zaten ikinci temel eleştirim de ‘bizim halimiz’le ilgili. Bizim halimiz senin kadrajının tamamen dışında. Sana ve senin gibilere ‘sahte reisseverler’in yaptığı fenalıkları sıralaman hoşuma gidiyor, ama senin gibi has bir reissever bile küçücük bir itirazda bile ‘aşağılık pis hain’ yaftasıyla nasıl yaftalanabiliyorsa mesela Ahmet Şık da öyle, hatta daha kolay ve daha ağır, yaftalanıyor işte.

Kadri Gürsel de, Musa Kart da, Tunca Öğreten de…

Ve sen ve senin gibi başka arkadaşlar bunlara sessiz kalıyorsunuz ısrarla. Ahmet’in başına şimdi tekrar ve çelişkiler yumağı halinde çorap örülmesi hiç kuşkulandırmadı mı bile seni? Kadri’nin ipe sapa gelmez şeylerle suçlanıp hapsedilmesi vicdanında bir katre sızıya yol açmadı mı?

Ve sizin olmayan bu arkadaşlar sadece yaftalanmakla kalmıyor, biliyorsun, hapsediliyorlar. Yahu kitap bile vermiyorlar Ahmet’e İsmail, kitap!

Ve ben, kitap yasağına karşı başlatılan kampanya için hapisteki sevgili arkadaşlarıma mektup yazmak yerine sana yazıyorum. Belki duymamışsındır diye. Çünkü ilgilenmedin. Senin kadrajının dışında bu insanlar, yani ‘reis’sevmeyenler ve ‘reis’in de sevmedikleri.

Ya akademisyenler; içeri atılanlar, işten atılanlar… Ya AKP’nin sosyal medya zebanilerinin insafına terk edilen yurttaşlar… Gözünün üstünde kaşın var, diyene açılan davalar…

Çok bunaldık be İsmail; ve bizi bunaltan şeylerin bir listesini yapsam İsmail, buradan köye yol olur İsmail.

Ve işte Ahmetleri, Kadrileri görmezden gelip ses çıkarmayınca sıra hakiki veya hakiki olmayan reisçilere de gelir, daha da gelecek.

Yazından anladığım, yanlış anladıysam doğru anlamamı sağla n’olur, bir kast sistemi oluşmuş, sosyal olarak böyle katı bir ayrım olmayabilir, ama ‘sizin’ kafanızda galiba.

Hani antik Yunan site devletleri için anlatılır ya: Evet, demokrasi vardı ama o demokrasi oyununa köleler dahil değildi, onları yok sayarak konuşma lüksüyle demokrasiden bahsedilebilir. Senin yazında da ‘biz’ oyuna dahil görünmüyoruz, ihmal edilebilir imtiyazlı-sınıflı-kaynaşmamış bir kitleyiz; demokrasi düzeyi de antik Yunanın eline su dökmekten fersah fersah uzak.

Şunu diyorsun bir de: “Hakikatin ve memleketin, doğrunun ve geleceğin tek sahibi olarak kendilerini görmenin küstahlığı ile hınçlarına hınç, öfkelerine öfke, kibirlerine kibir ekleyecekler.”

İşte bu dediğin şeyin daniskasını yapıyor iktidar cenahı bize. En çok yapanlardan biri de senin yazdığın gazete mesela. Ve halisane duygularla sevdiğin Reis de tam şu şikayet ettiğin şeyi yapıyor. “Yerli ve milli değilsin” demesi yeter. Ama daha beterlerini yaptığını siz bile duymuşsunuzdur, gazetecileri mitinglerde lanetlemek gibi. Yani şu yukarıda alıntıladığım cümlen bizim durumumuz için daha geçerli dostum.

“Ortada bir ahlaki zemin, ortada bir insani vasat kalmadığında iktidarın da, muktedirliğin de, siyaset kurumunun kendisinin de bir önemi kalmadığını”söylüyorsun. Kalmadı gerçekten de. Kalmamasının sebeplerinden biri Ahmet Şıkların başına gelenlere sessiz kalmanızdır. Bu sessizlikte en erdemli reis bile en sahtekar ve gaddar biri haline dönüşür. Reise sitem edilen, reise yakarılmadan rahat yaşanamayan, hak aranamayan düzen kahrolsun.

Böyle bir düzenden iyi bir halt çıkacağını ummayı beceriyor musun gerçekten İsmail?

Ve şunu diyorsun İsmail: “Ne ki bu kadarını dahi söyleyemeyeceksem dilim lal, ahlakım bitkin, vicdanım perişan olur.”

İşte biz de bu yüzden söylüyoruz, yazıyoruz İsmail; ama senden farklı olarak hapse atılarak, hapse atılmayı göze alarak. Ama sana görünmüyoruz bile.

Anlamadığım tek cümlen yazının başında: “Bunaldık artık. Billahi bunaldık. Niçin bunaldığımızı burada sarahaten anlatamayacak olmamız sebebiyle dahi olsa çok bunaldık be reis.”

Sarahaten neden anlatamıyorsunuz? Eğer sebep ‘kol kırılır yen içinde kalır’ mantığıysa, bundan da ben bunaldım, bu toplum bu yüzden yüzyıllarca buruldu hatta.

Gerçekten çok bunaldık be İsmail.

Reklamlar
Bu yazı Medya üzerine yazılar, Türkiye içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s