Bir ödleklik abidesi olarak CHP

Eceli gelen müstebit en uysal, en sünepe düşmanını azdırırmış. Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın yaptığı en büyük hata, CHP’yi “gereğinden fazla” şeytanlaştırması oldu. Üstelik bunu Kürt meselesi üzerinden yaptı. Yani, CHP’den en büyük yardımı aldığı konuda.

CHP insanların sokağa dökülmesinden hortlak görmüş gibi korkar. En kabadayısından kerhen ve göstermelik bir destek sergiler. Türkiye’nin en köklü partisidir, ama belki doğru sıfat ‘köklü’ değil, ‘köhne’dir. Şu son birkaç aydır olanlar karşısındaki tavrı durumu anlamamız için yeter.

Ensar Vakfı’nda patlayan ve her tarafa yayılmış oluğu bir kere daha sağda solda birçok örnekle sergilenen çocuk tecavüzleri karşısında konuşmaktan başka bir şey yapmadı.

İktidar partisi laikliği fasafiso yaptı, cumhuriyeti kuran parti mangalda kül bırakmadı.

Müstebit, ‘Anayasa ne derse desin’ dedi, CHP de söylenip, dellenip durdu.

Köhne değil de gerçekten köklü bir parti olsaydı sadece bu durumlar karşısında bile büyük bir dinamizm gösterir, örgütünü harekete geçirir, toplumun isyana amade öbür kesimlerini de yanına alır ve protesto nasıl olurmuş ele güne gösterir, Türkiye’yi Recep’e (halkın içinden çıkmış cumhurbaşkanı olduğu için kendisine enön adıyla hitap edebileceğimizi sanıyorum) ve AKP’ye dar ederdi.

CHP’nin en ileri adımı, mutedil protesto eylemlerine itidal telkin etmektir. Bu, en iyi tarafı. CHP bir meseleyi sahiplendiyse, ve siz de bunu ciddiye aldıysanız, şapa oturdunuz demektir. CHP bir kaybedenler kulübü değildir, onu demek istemiyorum, mecvut konumları kendilerine yetenlerin çöplüğüdür. CHP kaybettirenler partisidir. Neyse…

CHP bir ödleklik abidesi olduğunu dokunulmazlık meselesindeki tavrıyla göstermiş oldu. İlkelerle değil, korkularla hareket ettiğini kanıtlamış oldu. Parti içinde büyük bir tartışma kopmuş olması bir hayatiyet belirtisi. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmayları bu hayatiyet belirtisini de boğmaya çalışarak Recep ve AKP’ye hayal edemeyecekleri bir destek verdiler, veriyorlar.

Bu noktada bile Recep-AKP CHP’yi şeytanlaştırmaya, Kılıçdaroğlu’nu hedef göstermeye devam etti. İşte bu aşırı fazlaydı ve fazla. CHP milletvekilleri ve seçmeni arasında başka bir çizgiyi savunanlar olsa da Meclis grubunun herhalde çoğunluğu, ama asıl CHP seçmeni Recep’in şu andaki Kürt politikasına pek de karşı değil. Karşı olsaydı, Kürtler ‘Ey Türkiye’nin batısı olan bitene sessiz ve seyirci kalmayın’ diye feryat etmezdi; çünkü seyirci kalmayıp ses çıkaran küçük azınlık CHP’li olmayan solcular.

Daha ne yapsaydı CHP hükümet için? ‘Dokunulmazlığın kaldırılmasına evet demezsek bizi terör destekçisi olarak sunarlar!’ diyerek siyasi cesametini ortaya koyan bu parti, Recep-AKP’nin Kürt politikasındaki emniyet sübabıdır, aslında en büyük dayanağıdır. MHP açıktan ırkçı bir tutum ve dil takındığı için iktidarın ondan devşirebileceği belliydi her zaman: desteğin yanında oy. Asıl CHP, ses çıkarmayarak bu vahşi Kürt politikasını her zaman olduğu gibi meşrulaştırıcı bir rol oynadı. Türkiye’nin batısının suskun olmasını sağlayan MHP değil, CHP’dir, onun ideolojisidir.

Şimdi bu süt dökmüş kedi CHP’sini, bu pısırık CHP’yi bile, haksız bir ithamla, kükreyerek sokağa dökülme noktasına getirmek, Recep için çok büyük hata. Recep-AKP’ye diş bileyen, evlerde/kahvelerde onu küfürsüz ve bedduasız anmayan irice bir kitleyi bir de üstelik iktidarı kerhen de olsa desteklediği bir konuda birilerine dövdürmek, tehdit ettirmek, toplum içine çıkamayacak duruma getirmeye çalışmak, kendi emniyet sübabını yırtıp atmak anlamına gelir. Ve tabii, işin seyri değişmezse CHP sokağa dökülebilir, onu CHP’li olmayanlar da destekleyebilir ve Recep-AKP önünü alamayacağı, en azından çok zorlanacağı çatışmalı bir ortamda bulabilir kendini.

Kılıçdaroğlu’na mermi gösterilmesi, Recep’in ve adamlarının ağzından dökülenler, mermiyi atan adamın savcılıkça bırakılması, CHP’nin bundan böyle kendi güvenliklerini sağlayacaklarını açıklaması… Bunlar daha da gergin bir ortamın oluşabileceğinin işaretlerini taşıyor.

İş artık ilkeler doğrultusunda hareket etme ve başkaldırma noktasını aşıp CHP’nin (ve liderinin) toplum içinde varlık göstermesini tehdit eden, engellemeye yönelik adımlara kadar varmış durumda. İşte bu yüzden CHP bu sefer ‘afkuran köpek ısırmaz’ kuralına göre davranmayabilir.

Kemal Tahir, Mustafa Kemal ile İsmet Paşa’yı karşılaştırırken şu örneği verir: M. Kemal, Latin harflerine geçme kararını başbaşa görüşmelerinde söyleyince, İsmet Paşa şiddetle karşı çıkar. Böyle radikal bir hamleyi kolayca göze alamaz. Fakat karar bir kere alındıktan ve alfabe değiştirildikten sonra İsmet Paşa yazışmalarını asla eski yazıyla yapmamış, Mustafa Kemal ise hiç de böyle bir titizlik göstermemiştir. Kemal Tahir bu örneğin de gösterdiği gibi Mustafa Kemal’in “devrimci”, İsmet Paşa’nın ise “devlet adamı” olduğunu söyler.

Kemalizm içi bir tartışmaya dönmek değil amacım, fakat CHP hep devlet adamı rolünü biçti kendine ve ne toplumu harekete geçirebildi ve ondan beslenebildi, ne de kendini abad edebildi. Devlet başkalarının elinde çarçur olmuşken ve oluyorken bile “asıl devletadamı”nın kendisi olduğunu düşündü. AKP devletin sahibi oldu, parti-devlet oldu; berbat bir durum. CHP olmadığı halde kendini devletin sahibi sanıyor; acıklı (sahibi CHP olduğu zamanlar da berbattı).

Kemal Tahir haklıysa, bu kadar Mustafa Kemal tapınmasına rağmen, CHP’nin önce o “devrimci” ruhu boğduğunu söylemek çok yanlış olmayacak gibi. Üstelik, bu devrimci ruh boğazlama işi Atatürk’ün gözetiminde başlamıştı. Tabii, şöyle de denebilir: o ‘devrimcilik’ o kadardı. “Armut dibine düşer” de diyebilirsiniz. O koca Osmanlı ağacından düşen en güçlü armut o kadardı.

Yanlış anlaşılmasın, CHP’den herhangi tür bir devrimcilik veya devrimcik beklemiyorum; can havliyle, varlığını korumak için hamle yapabileceğini söylüyorum. Zavallı oraya kadar sıkıştı çünkü.

Benim anladığım devrimciliği ise Oğuz Atay, Oyunlarla Yaşayanlar’da Coşkun Ermiş’e söyletiyor:

“Güneş daha doğmadan beni uyaran kimdir

Devrim eğer durmadan koşuyorsa devrimdir.”

Reklamlar
Bu yazı Türkiye içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s