Bu ülkede vahşet bardağı hiç taşmaz: ‘Yüzde 50’yi zor tutuyorum’ diyen adam artık tutmuyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ar damarının yarıldığını, beynindeki insaf ve vicdan loblarını aldırdığını kanıtlayarak, “Artık kendi dillerinde ağıt yakabiliyorlar” avuntusuyla tedhişe devam edeceklerini açıkladı. PKK de Kürtlerin özgürleşmesini ve hayatlarını korumadığı aşikar bir ‘meşru savunma’ gerekçesiyle şiddetten uzak durmayacağını ilan edip duruyor. Bütün ateşkes çağrılarına rağmen.

Tam da bu yüzden, HDP, bu çift gözlü girdaptan kurtulmak, savaşı durdurmak, dahası barışı kurmak için büyük bir şans. İşte bunun için, Türkiye tarihinde hiç olmayan bir şekilde, 1 Kasım’da oy kullanmayacağız, savaşa karşı barışı kullanmak için sandığa gideceğiz; ya da tersi!

Barışı kullanmak için oy atanlarla savaşı sürdürmek için oy atanların seçimine gidiyoruz.  Yani, ölüm kalım savaşı değil, ölüm kalım seçimi.

Yetmez ama evet!

Kürt meselesi, sadece Kürt meselesi bakımından önemli değil, bu soruna nasıl baktığımız ve nasıl çözeceğimiz, bu ülkedeki demokrasinin geleceğini (eğer olacaksa!) temelden etkileyecek. Dolayısıyla, bir ‘Türkiye partisi’nin olması hayati derecede önemli.

Denebilir ki, AKP, MHP ve CHP de Türkiye partisi. Hayır, değiller. AKP, Kürt illerinden çok oy almıştı (üç ay önce neredeyse hiç alamadı). Peki, ANAP da almıştı, Demokrat Parti de… Ama HDP, Kürtlerden ezici oranda oy almadı sadece, yani Kürtler tarafından kucaklanmadı sadece, HDP, öbür partilerden farklı olarak, Kürtleri kucakladı aynı zamanda ve Kürt davasını kucakladı; kökü o(nlar) çünkü. Fakat bir şey daha yaptı; Kürt olmayanları da kucakladı ve sadece Kürt meselesini değil, Türkiye’nin meselelerini de kucakladığını, kucaklayacağını gösterdi.

Yetmez ama evet! Yetersizlikleri olabilir, ama daha yeni başladı HDP; 7 Haziran seçimlerindeki tutumu ve aldığı yüzde 13’lük oy ümit verici.

‘PKK küvetin deliği’

Bir başka sorun ve soru yumağı da şu: HDP ile PKK aynı şeyin iki yüzü değil mi? HDP, PKK’nin uzantısı değil mi? HDP’nin PKK ile bu kadar yakın bir ilişkiyi kesmesi gerekmez mi? HDP’nin PKK şiddetini açıkça eleştirmesi, arasına mesafe koyması gerekmez mi? Ben mesela, HDP’nin, PKK’yi tek taraflı ateşkes ilan etmesi yönünde net bir açıklama için çağrı yapması gerektiğini düşündüğümü yazmıştım.

HDP ile PKK aynı değil, bir. Uzantısı olduğunu söylemek de abartılı olur, ama ziyadesiyle yakın bir ilişkisi olduğu kesin. Bu da normal, çünkü Kürtlerin büyük çoğunluğunun PKK’yle çok yakın bir ilişkisi var; hepsinin ‘gerilla’ (peki, istiyorsanız ‘terörist’ deyin) olmadığını biliyoruz.

Birkaç yıl önce, henüz HDP yokken, Diyarbakır’da Demirciler çarşısında esnaf bir dostum, PKK’yle ilgili “Evet, çok çeşitli görüşler var, başka başka şeyler söyleyen insanlar var, ama hepsi sonuçta aynı oluktan dökülüyor” demişti. “PKK, küvetin deliği var ya, o deliktir işte, başka dökülecek yer yoktu.” Yani, HDP’nin iradi bir mesafe koymasının fiiliyatta pek bir anlamı yok galiba, ortak bir taban var.

HDP’nin desteği artarsa, PKK şiddeti ile arasına koyacağı mesafe de artacak

Yine de HDP’nin tüm Türkiye’nin oyuna, desteğine ve sorunlarının çözümüne talip olması, PKK ile ortak olanın dışında bir taban da yarattı. Bu ayrı taban, genişleme potansiyeli olduğu için, ister istemez bir fark, bir ‘mesafe’ yaratacak. Bu mesafenin boyutu, bir bakıma, Kürt olmayanların ve barış isteyenlerin HDP’ye vereceği desteğin genişliğine bağlı.

Bu son söylediğim, HDP’nin PKK şiddetiyle ilgili tutumu bakımından da önemli ve daha da önemli olacak. Önceki Kürt partileri, galiba, HDP’nin şu son berbat ortamda PKK şiddeti ile arasına koyduğu mesafeyi daha önce hiç koymamış, öldürmeleri böyle ısrarla dile getirmemişti. HDP’nin göreceği desteğin artması, PKK şiddeti ile arasına koyacağı mesafeyi de arttıracaktır.

Ama HDP’nin mesafe koymasından daha önemlisi, PKK’nin şiddetten vazgeçmesi, vazgeçme baskısını hissetmesi, Kürtlerin silahsız gücünün silahlı gücünden daha etkili olduğunu kabul etmek zorunda kalması ve/ya istemesidir. Bu da HDP’nin oy oranıyla doğrudan ilişkili bir şey.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş dün bu dediklerimi gayet açık ve güzel bir şekilde ifade etti: “Tek bir gencimizin silah tutmasına, canını ortaya koymasına gerek yok. Siz gereğinden fazla öldünüz. Gereğinden fazla acı, zulüm çektiniz. Burada demokrasi ve özgürlük mücadelesinde görev bizimdir, görev seçilmişlerindir. Biz sizin hakkınız, hukukunuzu her yerde korkusuzca savunacağız. ‘Silahlar sussun’ derken ‘ateşkes olsun’derken ‘halk teslim olsun’ demiyoruz. Özgürlük arayışı, demokrasi mücadelesi bitsin demiyoruz. Bizler burada sizlerle özgürlük mücadelesini siyasette yürüteceğiz. Karşımızdakiler zalim olabilir, hukuk tanımıyor olabilir, vicdansız olabilir ama mazlumun onurlu duruşu ve direnişi karşısında hiçbir zulüm sonsuzluğa kadar kalamaz.”

PKK tetikten elini çekmeyerek HDP’nin işini zorlaştırıyor

Ayrıca, unutmayalım ve en azından şu son birkaç aydır gösterdikleri tutumu görmezden gelmeyelim ki, bunca acı çekmiş, zulme uğramış, aşağılanmış Kürt halkının çok büyük çoğunluğu gerçek bir barış istiyor. Şiddetle bir çözüm olacağına inanmıyor.

PKK tetikten elini çekmeyerek HDP’nin işini zorlaştırıyor, demokratik gücünü itibarsızlaştırıyor ve önemsizleştiriyor. İşte tam da bu yüzden HDP’ye şimdi destek olmak ve oy vermek, HDP’nin işini zorlaştırmasını zorlaştırmak anlamına gelecek. PKK’ye bunu anlatmanın en etkili yolu, Kürt olmayanların ama barış ve siyaset isteyenlerin de HDP’ye oy vermesi.

HDP, milliyetçiliği en azından törpüleyebilecek tek parti olduğu için de kıymetli. Yukarıda da anlattığım gibi, sorunları ele alışı buna uygun olduğu için, programı buna elverişli olduğu için, milletvekili bileşimi bunu gösterdiği için, sınıraşan bir halkın parçası olduğu için ve böyle başka halklar da bu ülkede yaşadığı için, ‘tek bayrak-tek millet’ güdüklüğünden uzak olduğu için, ‘şanlı tarihimiz’ sahte böbürlenmesiyle işi olmadığı için… İşte bu yüzden de ona oy vermek, ama aynı zamanda şimdi vahşi saldırılara uğrarken ona destek olmak hayati derecede önemli.

100 yıl önce kurulmuş cumhuriyetin sorunlarıyla boğuşuyoruz

Bir görüş de HDP’nin Türkiyelileşmesinin anlamsızlığını, hatta belki de haksızlığını ileri sürüyor. “HDP Kürt olarak kalsın, isteyen Türkler de bunu bilerek ona oy versin.” Ne de olsa Kürt olmayanların ulaşamadığı bir başarıya imza attı HDP, neden bütün o beceriksizlerin kaldıracı olsun?

Mantıklı görünüyor belki. Fakat HDP içinde kimse kendinden vazgeçmeden varolabiliyor ve bu, kimsenin kendinden vazgeçmeden yaşayabileceği bir toprak parçası yaratma niyetinin bir gestergesi en azından.

Ayrıca, bir barış koalisyonunu, dahası Kürt davası etrafındaki koalisyonu genişletmek önemli en başında söylediğim nedenden ötürü: Kürt sorununu nasıl çözeceğimiz, Türkiye sorununu nasıl çözeceğimizle göbekten bağlı; ikisi de aynı kapıya çıkıyor. HDP’nin‘Türkiyelileşmesi’ oranında Türkiye ‘Kürtleşiyor’ bir bakıma, daha doğrusu çoğullaşıyor ve parti de her şeyiyle bunu söylüyor zaten.

İkincisi, homojen, safkan bir ulus yaratmak imkansız olduğu için (Türkiye Cumhuriyeti bunu denemişti ve o sorunla da uğraşıyoruz işte şimdi), bağımsız bir Kürt devleti bile kurulsa aynı etnik sorun klonlanmış olacak ve orada devam edecek.

Çözüm gerçekten bu mudur? Etnik olsun olmasın, neredeyse tamamen aynı sorunlara sahip ulus-devletler yaratmak mıdır? Özerklikten veya federatif yapılardan bahsedeceksek eğer, yine aynı sorunlarla karşı karşıya kalacağız.

100 yıl önce kurulmuş cumhuriyetin sorunlarıyla boğuşuyoruz. Kürtler, bu devletin kurucusu olarak kabul edilmek, anayasada böyle yer almak istiyor. Anayasalar, Türkiye örneği gösteriyor ki, gerçek bir dönüşümü ve toplumsal mutabakatı yansıtmayabiliyor. ‘Yeni’demenin insana ahmak etiketi yapıştırabilecek tehlikeli bir şey olduğunu biliyorum, ama hiç olmazsa bazı sorunları aşmış bir yaşama ortamı yaratıp bunun kurucusu olarak imza koymak çok daha önemli.

1 Kasım bir fırsat yaratabilir

Çözüm ihtimallerini ve bunların imkanlarını tartışmalıyız, ama silah seslerinden ona fırsat gelmiyor. Şu anda acil bir durumla karşı karşıyayız: Ölümleri durdurmak. İnsanları, doğayı, tarihi katleden AKP iktidarından, ama asıl, onu da kapsayan bu zihniyetin iktidarından kurtulmak için bir adım atmak. HDP bu bakımdan da önümüzdeki tek şans.

PKK’yi gemleyecek, CHP’yi (asıl olarak seçmenini) temel meseleleri AKP karşıtlığı içinde eritip gürültüye getirmekten vazgeçmeye zorlayacak olan da HDP’nin oylarını arttırması olacak.

Ölmeyi emredenlerin iktidarından kurtulmalıyız. 1 Kasım bir fırsat yaratabilir.

 

Reklamlar
Bu yazı Türkiye içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s