Bir itiraz ve bir not

Eski NTV Tarih dergisinin editörü Gürsel Göncü, kendisiyle ilgili aktardığım bir anekdota itiraz etti. Kitap üçüncü baskıyı büyük ihtimal yapmayacağı için Gürsel’in itirazını ve benim notumu burada yayınlamak istedim. Önce kitaptaki ilgili bölümü vereyim (“Verilmeyen haber kulak şişirir, s. 59-60, 1. baskı):

“NTV Tarih dergisi, 2009 Aralık sayısında Dersim katliamı konusunu kapak yapmıştı. Yazıyı Masis Kürkçügil yazmıştı. Sayfalar yapılmış ve çıkışlar alınmıştı. Yazıyı okudum, eksikti. Masis iyi bir analiz yazmıştı, fakat olay anlatılmıyordu. Meseleyi bilmeyen okur öncelikle 1937-38’de Dersim’de neler olup bittiğini öğrenmeliydi. Derginin editörü Gürsel’e yazıyı eksik bulduğumu söyledim. Vakit azdı. “Elinizdeki kaynakları verin, okuyayım ve olayı yazıya ekleyeyim” dedim. Masis’in yazısına bu bilgileri monte ettim. Sonra Gürsel’e ‘İstersen resimaltlarını da yazayım; ne olup bittiğini biliyorum, kolayca yazabilirim’ dedim. Gürsel resimaltlarını kendisinin yazdığını söyledi.
Dergi baskıya gitti ve son kontrol için ozalit bir kopyası geldi. Baskının hemen öncesi olduğu için ozalitte küçük değişikliklerle yetinilir; çok vahim bir hata yoksa. Dersim konusunda kullanılan fotoğraflardan birinin resimaltı tuhaf geldi bana; ‘Dersim hatırası’ yazıyordu sadece. Fotoğrafta kadınlı erkekli, çoluklu çocuklu bir kalabalık duruyor, oturuyor, eli tüfekli bazı askerler de arka sırada, sağda ve solda duruyordu. Bir katliamı yaşayan insanların bulunduğu fotoğrafa ‘Dersim hatırası’ denmesini yadırgadım ve ‘hatıra’ kelimesini hiç olmazsa ‘tırnak’ içine alalım diye işaretledim.
Dergi basıldı. Birkaç gün sonra akşam derginin yayın kurulundan Bünyad Dinç (aynı zamanda fotoğrafçıdır ve meraklı, sorgulayıcı biridir) telefon etti. Yabancı bir site bulmuştu ve bizim kullandığımız fotoğrafların dışında çok daha ilginçlerinin olduğunu söyledi. Sitenin adresini aldım ve girdim. Sitede gezinirken demin sözünü ettiğim fotoğrafa rastladım. O fotoğrafla ilgili verilen bilgide şöyle bir cümle vardı: ‘Bu fotoğraf çekildikten sonra bu insanlar kurşuna dizildi.’
Ertesi gün işe gittiğimde Gürsel’e, gördüğüm siteden bahsettim ve ‘O fotoğraftan sonra insanları kurşuna dizmişler, bu bilgiyi bilmeli ve vermeliydik’ dedim.
‘Biliyordum’ diye cevap verdi.”

Gürsel, Facebook’tan gönderdiği mesajında, sözü edilen siteyi de, sitedeki fotoğrafları da, o fotoğrafla ilgili ne yazıldığını da bildiğini, ama o bilgiyi o sırada doğrulatamadığını söylüyor. Derginin matbaaya gitmesine bir hafta kala kapak konusunun değiştiğini, sayfaların yeniden düzenlendiğini, neredeyse imkansız sayılabilecek bir sürede harika bir sayı hazırlandığını da belirtiyor.
Doğrulatma meselesi önemli, evet. Zaman da sıkışıktı, evet. Fakat ben “Bu bilgiyi bilmeliydik ve vermeliydik” dediğimde, artık zaman sıkışıklığını falan atlatmış olduğumuza göre, “Biliyordum” yerine, “Biliyordum, fakat doğrulatamadım” diye uzuuuun bir açıklama yapacak zaman vardı. Siteyi bildiğini bilemezdim, çünkü söylememişti. Konunun danışmanı Hasan Saltık’tı ve fotoğraflar da zaten ondan alınmıştı. Dolayısıyla, Gürsel’in “Biliyorum” dediği o bilginin kaynağının Hasan Saltık olduğunu düşündüm, başka bir şey düşünemezdim. (Hasan Saltık da aynı bilgiyi verdiyse, bilemiyorum, Gürsel iki kaynaktan aynı bilgiye o zaman ulaşmış demektir, kimbilir.) Bir danışman, şüphesiz, herşeyi bilemeyebilir ve başka birilerine danışmak gerekebilir. Bir haftada, konu danışmanımızın da yardımıyla bir uzman bulunabilir ve doğrulatılabilirdi. Gürsel, mesajında, o bilgiyi bir yıl sonra konunun uzmanı Cemal Taş’la karşılaşınca doğrulatabildiğini belirtiyor. Fakat bir yıl sonra da ben oradaydım ve bana yine bir şey söylemedi.
Gürsel, Dersim gibi kritik bir konunun Türkiye’de ilk kez bir popüler dergide böylesine irdelendiğini ve direnişin lideri Seyit Rıza’nın “Ayıptır, zulümdür, cinayettir” lafının kapak başlığı olarak seçildiğini, dolayısıyla sansürcü olarak nitelenemeyeceğini söylüyor.
Bu söyledikleri doğru, fakat o fotoğrafın bilgisi, yazıda ve öbür resimaltlarında söylenenlerden çok sert. Dersim’de bir katliam yaşandı. Devlet, elinde ne güç varsa kullandı. O sırada Malatya Emniyet Müdürü olan İhsan Sabri Çağlayangil, kaçıp mağaralara sığınan insanları öldürmek için “zehirli gaz” kullanıldığını da söylüyor. Fakat o fotoğraftakileri devlet yakalamış (veya “teslim olmuşlar”: teslim oldukları bilgisini doğrulatabilmişiz mesela) ve yargılanmadan kurşuna dizmiş.
Gürsel’in haklı olduğu bir yer var: Resimaltında “Dersim hatırası” yazdığını yazmıştım kitapta. Bu hem doğru değil, hem de Gürsel’in dediği gibi, bu trajik olayla dalga geçtiğini ima ettiğim anlamı çıkıyor ki, söylemek istediğim bu değildi. Gürsel’in yazdığı, benim hatıra’yı tırnağa aldığım resimaltı şu:
“Tunceli’deki harekat sırasında teslim olan ‘eşkıya’dan bir grubu, askerlerle birlikte gösteren bir ‘hatıra’ fotoğrafı.”
Yine de, Dersim katliamıyla ilgili, hele kurbanların bulunduğu bir fotoğrafın altına “hatıra fotoğrafı” yazmak ağır bir şey.
Gürsel kitaptaki başka birkaç şeye daha itiraz eder gibi yapıyor, ama onların ciddiye alınacak tarafı yok. Bu konuda ise Gürsel’in itirazını okurun bilmesini isterim.

Reklamlar
Bu yazı 5N1Kim? üzerine yorumlar/yazılar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s