Bir lağım çukuru olarak Türkiye medyası

(Bağımsız dergisinin Şubat 2014 sayısında yayınlandı.)

KapakMustafa Dağıstanlı

Ben bu kitabı kimseyi memnun etmek için yazmadım; herkesi rahatsız etmek için yazdım. Ben de rahatsızım. Yeterince rahatsızlık yaratamadığımı düşünüyorum çünkü. Keşke daha çok örnek olay, anekdot, diyalog toplayabilseydim.

Bu rahatsız edici kitabı yazdım çünkü bir gazeteci olarak medyanın halinden fena halde rahatsızdım ve rahatsız başka gazeteciler olduğunu da biliyordum. Bu insanların da benimkiler gibi anlatacak hikayeleri olduğundan emindim. Büyük bir lağım çukuru içinde debeleniyor, yaşıyor, çalışıyorduk. Rakı sofrasında, çay muhabbetinde konuşup konuşup kusuyorduk bunları. Sonra yine aynı lağım çukuruna dönüyorduk. Lağım sıçanı olmak istemiyorduk, kusup durmamız bundandı. Medya hiçbir şeyi kusmuyordu; günbegün ürettiği cerahati içine atıp duruyor, lağım çukurunu genişletip derinleştiriyordu. Medya sitelerinde böyle şeylere çok az rastlıyorduk.

Böyle bir kitabın rahatsızlık yaratacağını pek tabii biliyordum. Bir sene kadar önce, eski Yeni Yüzyıl gazetesinin geleneksel Yakup yemeğinde, masa beş, altı kişiye kadar küçülmüşken çok sevdiğim bir arkadaşım, Faruk Eren, “Adama sormazlar mı, ‘O zaman niye yazmadın?’ diye” demişti.

“Sorsunlar” diye cevap vermiştim. “Kitapta anlattığım ve anlatacağım olayların hepsinde ve genel olarak çalışırken bunlar için kavga ettim. Öyle değil böyle olsun diye didindim. Ne kadar sonuç alabildim, ayrı mesele. Benim de geçim derdim vardı ve oralarda duramazdım. O zaman yazmadım diye saklı mı kalsın yani, daha mı iyi bu?”

Faruk, büyük bir samimiyetle “Haklısın” dedi.

Fakat kitap çıkalı birkaç gün olmuşken benzer “itiraz”ların başkaları tarafından da dillendirildiğini duydum. Bu argümanla kitaba taş atanlar ne demek istiyor? Yedik bir sürü halt, geçti gitti mi demek istiyorlar? Geçip gitmiyor işte. O haltlarla medya bu hale geldi, gazetecilik bu duruma düştü. Süleyman Demirel tekerlemesine mi sığınıyorlar? “Dün dündür, bugün bugündür.”

Gazetecilik adına halt edenlerin isimlerini vererek, örnek olaylar anlatarak medyadanın olumsuz durumunu ele almamı tasvip etmeyenler, buna kızanlar olduğunu da biliyorum. “Türkiye medyasının analizi” diye şöyle oturaklı ve genel doğruları sıralayan, arada da kahramanlarını sakladığım şöyle hoş birkaç örnek veren bir kitap yazsaydım hiçkimse rahatsız olmayacaktı. Kitabın giriş bölümünde de yazdığım gibi, 5Ne? 1Kim?’de anlatılan olaylarda uygunsuz şekilde görünen insanlar da beni takdir edecek, kitabı övecekti. Ama ben “entelektüel” bir kaşıntı içinde değilim. Uyuz kaşımak kabilinden şeylerden hoşlanmam, ahalinin de buna karnı tok. O genel şeyleri pek çok kimse biliyor ve isteyen de bu konudaki kitapları alıp onları öğrenebilir. Ben somut olayları ve bu olayların somut insanlarını göstermek istiyordum. Bunun daha etkili olacağını düşünüyordum.

Gazeteci olarak yaşadıklarını anlatarak bu kitaba hayat veren arkadaşlarım da, sevdikleri kimi insanların gazetecilik bakımından yakışıksız tutumlarını sergilediğim için rahatsızlık duyabilir. Aynı şey benim için de geçerli; sevdiğim kimi arkadaşlarımın içinde olduğu olaylar anlatıyorum. Peki, ne yapalım? Şark samimiyetsizliğine mi sarılalım yine? “Kol kırılır yen içinde kalır” mı diyelim? Kesinlikle dememeliyiz. Bu yollar lağım çukurundan başka bir yere çıkmaz ve onu besler. Ben beslemek istemiyorum. 5Ne? 1Kim? İçin benle konuşan arkadaşlar da istemiyordu.

Bu kitabı yazarak, medyada irili ufaklı köşe başlarını ve iskele babalarını tutmuş insanları, isimlerini vermek suretiyle, tahrik etmek de istedim. En azından onlara bir cevap hakkı yaratmış oldum. Buyursun konuşsunlar. Onların söyleyecekleri, gazeteciliğin temizlenmesi bakımından, genç gazeteciler ve gazeteci adayları bakımından çok daha öğretici olur.

Benim yıllardan beri en büyük rahatsızlığım, sorunlarımızı açıkça ve samimiyetle tartışmamamız. Medya üzerine daha önce yazdığım yazılara bakılırsa bu görülecektir. Bu rahatsız edici kitabı yazmamın en temel hedeflerinden biri, böyle bir tartışmaya vesile olmaktı. Pek ümitli olduğumu söyleyemem. Fakat konuşmazsak, tartışmazsak bu lağım çukurunu temizleyemeyiz ve lağım çukurunda debelenmekten kurtulamayız.

Verdiğim, maalesef, geçici rahatsızlıktan ötürü çok memnunum.

Reklamlar
Bu yazı Sunuş içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s